1. Derya Engin artık Flytographer İstanbul fotoğrafçısı

    Bundan bir kaç hafta önce flytographer yöneticilerinden bir mail aldım. Tarzımı ve fotoğraflarımı çok beğendiklerini ve onlar için uygun bir fotoğrafçı olduğumu, bir flytographer fotoğrafçısı olmakla ilgilenip ilgilenmediğimi sordular. Flytographer kısaca bir yere seyahate gittiğinizde orada yaşayan yerel bir fotoğrafçıyla anlaşıp profesyonel fotoğraf çekimi yapmanızı sağlayan bir sistem ve bence çok da güzel işliyor. Şimdiden sağlam bir kitle tarafından da kullanılıyor. 

    Websitesine girip tatil için gideceğiniz şehri seçiyor, o şehirdeki yerel fotoğrafçılarla yarım saat, 1 saat veya 2 saatlik çekim seçeneklerinin sunulduğu çekimlerden birini alabiliyorsunuz. Hem turist olarak gittiğiniz şehirde orada yaşayan biri tarafından şehirde gezdiriliyor, hem de şehir fonuna sahip fotoğraflara oluyorsunuz. Ben de “Elbette” dedim, önce Kanada’yla bir saatlik bir Skype görüşmesi yapıldı, onlar bana sordu ben olnara sordum:) Ardından bilgiler gönderildi ve bendeniz de takıma dahil oldum. 2 hafta sonra da gelecek ilk grup ile Sultanahmet ve Eminönü çevresinde bir çekim yapacağız. Çekim sonrası fotoğrafları buradan paylaşır, ilk yorumlarımı da aktarırım. 

    Websitedeki sayfam için buyrun buradan yakınız:) 

    http://www.flytographer.com/vacation-photographers/your-vacation-photographer-in-istanbul-meet-derya

     

  2. Düğün fotoğrafçınızı seçerken…

    Yaptığım işi “butik” olarak tanımlıyorum ben. Kişiye özel dikilmiş elbise gibi kişiye özel çekim yapmak aslında bu işin en kritik noktalarından biri.Son yıllarda çok popüler bir kullanım olsa da kavram kargaşalarını ortadan kaldırmak için gayet açıklayıcı bir kelime butik. “Düğün gününde kim bir yabancıya kasılmış bir şekilde gülümsemek ister?” İşte bu sebeple, biraz da belgesel fotoğrafçılığın doğası gereği, çekim yapacağım kişilerle haftalar hatta aylar öncesi tanışıyorum. Doğum/düğün gününe kadar da sürekli irtibatta kalıyoruz. Böylece hem ben onları tanımış oluyorum, hem de onlar için tanıdık bir yüz, bir arkadaşa dönüşüyorum ki bu da hepimiz için kasmadan, rahat bir çekim yapmamıza olanak sağlıyor. Böylece doğal kareler elde ediyoruz.  

    image

    Her bireyin istekleri, kişiliği farklı olduğundan kurgulanan her kare herkese uymaz. Dolayısıyla burada biraz da insan psikolojisinden anlama devreye girer. Özellikle düğün, doğum gibi hızla ilerleyen ve tekrarı olmayan anlardan oluşan bu çekimlerde hem karşısındakileri iyi gözlemlemeli, takip etmeli ,hem de anbean değişen ortamda artistik bakış açısıyla çekim yapabilmeli iyi bir fotoğrafçı. Yani sanıldığı gibi “bir düğmeye basmak”tan ibaret değil aslında bu iş. Ama eğer ki düğün, doğum, özel gün vb. fotoğrafçılığına karşı özel bir tutkun, sevgin yoksa ve gereken zamanı vermezsen bir süre sonra oto-pilot tadında birbirini tekrar eden kareler sunmaktan öteye gidemezsin. Etrafta bu tarz çekim yapan, 3-5 aksesuvar alıp, sonra her çekimde bu aksesuvarları kullanan, herkese aynı pozu verdiren fotoğrafçıları görüyoruz bolca. “Gelin hanım şu şemsiyeyi tut. Damat bey gelin hanıma belinden sarıl.” Sağa döndür, sola döndür, şak şak oto-pilota bağlamış, biyometrik fotoğraf çeker gibi düğün fotoğrafı çekiyorlar. 

    İşte bu yüzden, düğün gününüzde, fotoğrafçının size verdirdiği poz ile 8 olmuş vaziyette 45 derecelik açıyla başınızı eğerek, küçük Emrah misali kameraya bakarken “Ben ne yaptım da bu hale düştüm?” diye kendinizi sorgulayabilirsiniz:) 

    Bir de o pozu verdirip sonra dakikalarca kullandığı kamerayı ayarlamayan, “Dur öyle!” diye tutan fotoğrafçılar var. Elinde tuttuğu kamera iyi olabilir ama kullananın ona ne kadar hakim olduğu da bu durumda önemli. Normalde poz veren insanlar bir süre sonra ölü balık gibi bakmaya başlarlar-ki bu çok doğaldır, kaç saniye boyunca kıpırdamadan nedensiz gülümseyebilirsin ki? Fotoğrafçının bu durumun farkında olması, çekilen kişilere soluklanacak, dinlenecek aralar vermesi gerekir. Tabi en başta, kendisinin seri olması ve çifti dakikalarca donmuş vaziyette tutmaması da gerekli. İşte böyle durumlarda daha önceden tanışmış olmak bir avantaj oluyor ve mesela ben çifti tanımamın getirdiği rahatlıkla “O ne biçim sarılma? Yeni mi tanıştınız? Bugün evleniyorsunuz olm siz!” diye gerekli cıvık müdahalemi yapabiliyorum:)

    Bu hale düşmemek için:

    -Fotoğrafçınızla çekim gününüzden önce mutlaka buluşma talep edin.

    -Fotoğrafçınızın o ana kadar kaç düğün/doğum vs. çektiğini öğrenin. Bu işlte ne kadar deneyimliyse, o kadar seri ve yaptığı işe, kullandığı ekipmana hakim demektir. 

    -Bir düğün örneğini görmeyi talep edin, genelde bir düğünde hemen herkes 5-10 güzel poz yakalar. Önemli olan tüm gün çekimin nasıl olduğudur. Geri kalan fotoğraflar çöp müdür yoksa onlar da en az diğerleri karar titizlikle mi çekilmiştir?

    -Fotoğraf albümü alacaksanız, bir çift için tasarladığı albüm örneğini görmeyi talep edin. Böylece ne alacağınızı da görmüş olursunuz. 

    -Fotoğraf çekimini kimin yapacağını ve kaç kişi olacaklarını sorun. Kimi ünlü fotoğrafçılar, yaptıkları isim sayesinde sizinle sözleşmeyi yapıp, çekim günü asistanlarını gönderebiliyorlar. 

    Örnekleri çoğaltmak mümkünse de her gelir grubuna hitap edecek fotoğrafçı olması sebebiyle fazla detaya girmek istemiyorum. Gelir seviyesi yükseldikçe insanlar daha sanatsal ve güzel çekim yapan fotoğraf sanatçısına yönelmekte. Kısaca yukarıdaki ana maddelerden sonra bakış açısını, tarzını beğendiğiniz ve olumlu elektrik aldığınız fotoğrafçıyla anlaşmanız en doğru karar olacaktır. 

    image

     

  3. Best of 2013 / derya engin photography

    Geçenlerde bir arkadaşımla sohbet esnasında çıktı bu fikir. 2013’te 30 civarı düğün çektiğimden bahsederken en çok hangilerini beğendiğimi sordu. Bu bir anneye “En çok hangi çocuğunu seviyorsun?” demek gibi aslında. Ama hazır bendeniz 2014 düğünlerine son hız devam ederken geçen sene neler yapmışız şöyle kısaca bir göz atalım istedim. Bu sefer az yazı, çok fotoğraf. E buyrun buradan yakın ;)

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

     

  4. "Belgesel Düğün Fotoğrafçılığı" ne ola ki?

      Belgesel düğün fotoğrafçısı genelde kıyıda köşede takılan, dışarıdan baktığında sanki National Geographic’e Bengal kaplanı fotoğrafı çekermişçesine sessizce bir köşeye sinerek fotoğraf çeken kişidir. Evet, budur. Şimdi dağılabilirsiniz!

    Şaka bir yana, eğer şu an bu satırları okuyorsanız, bir şekilde “düğün fotoğrafçısı” arayışı içinde olduğunuzu varsayıyorum. “Ben düğün fotoğrafçısı arıyordum, buraya nasıl geldim?” diye kendini sorguluyor bile olabilirsin.

    Bugün hem bana sıklıkla sorulan, hem de aslında sınırları kısmen belirsiz olsa da kendi içinde ciddi farklar bulunan “Düğün Fotoğrafı türleri” üzerine yazayım dedim nitekim derya engin photography olarak çektiğim kareler daha ziyade bu türlerden biri olan “Wedding Photojournalism”, yani Türkçe mealiyle “Belgesel Düğün Fotoğrafçılığı”

    Bunu açmak gerekirse; Belgesel düğün fotoğrafçısı düğün günü oluşan atmosferi, kişileri, tanıkları ve olayları hiç bir müdahalede bulunmadan belgeleyen kişiye denir. 

    Son zamanlarda memlekette herkes düğün fotoğrafçısı oldu. İyi kötü bir D-Slr makine alıp da kuzeninin düğününü fotoğraflayan herkes facebook’ta “… photography” sayfası açar olduğundan, bu işi profesyonel olarak yapan ile hobi amaçlı yapanlar bir birine girmiş durumda. Ortada dolanan milyonlarca fotoğraf, çeşit çeşit çekimler, photoshop efektleri, kadrajlar ile tam bir cümbüş halinde. Dolayısıyla, evlilik hazırlığında zaten uğraşması geren 3 milyon işi olan -bunun daha perdesi var, halısı var, muhit muhit gezip ev tutması var-  gelin/damat adayı, hem bütçesine uygun, hem de içine sinen bir fotoğrafçı arayışına girip de şöyle bir Google’latınca karşısına çıkan sonuç işte bu “düğün fotoğrafçısı” cümbüşü. 

    Benim odaklandığım kısım, bu işi part-time yaparak ek gelir etme amacında olan ve henüz ne çektiğinin farkına varamamış fotoğrafçı adaylarını kapsamıyor. Daha çok, bu işi yıllardır yapan ve belli bir bakış açısı, tarz oturtmuş, çektiği fotoğraflarda bunu görebileceğiniz fotoğrafçıları tanımlamak.

    Dolayısıyla “Eyy sen düğün fotoğrafçısı arayışındaki gelin/damat! Önce nasıl fotoğraflanmış düğün fotoğrafların olsun istersin, onu bir netleştirelim.”

    Kabaca bir sınıflandırma yapmamız gerekirse, düğün fotoğrafçılarını şu şekilde ayırabiliriz:

    1-Geleneksel Düğün Fotoğrafçıları: Bir düğünde olması gereken tüm olayları, olması gerektiği gibi çeken, fotoğraf çekimi esnasında çekilen kişileri yönlendiren gerektiğinde poz verdiren fotoğrafçılardır. Genelde anne-babaya verilecek “evladiyelik” tarzda fotoğraflar çekerler. 

    image

    image

    Misal bu karelerde çekmiş olduğum gibi, çifte poz verdirmişim. Tam da anne-babaların görmek isteyeceği türde yan yana gelin-damat pozu yakaladık. 

    2- Belgesel Düğün Fotoğrafçıları: Düğün günü atmosferini müdahalede bulunmadan çeken fotoğrafçıdır. Genelde gelin ve damadın hislerine tercüman olan yüz ifadeleri ve duruşları, gelin ve damadın etrafındaki kişileri ve detayları çekerler. Siyah-beyaz kareler en sevdikleri arasındadır. Düğün gününüzü artistik bakış açısıyla tüm detaylarıyla hatırlamanız için iyi bir seçimdir. 

    image

    image

    Bu kareler ise düğün hazırlığında olan gelin ve arkadaşlarına hiç bir müdahalede bulunmadan, o an yaşadıkları hisleri olduğu gibi yansıtan çekmiş olduğum kareler. Bir düğün günün belgelerken genelde bu tarz fotoğraflar teslim ederim çiftime. 

    3- Artistik düğün fotoğrafçıları: Dış çekim gelin-damat pozlarında farklı bakış açıları, değişik çekim teknikleri (HDR, panning, ışıkla boyama vb) kullanarak, işin içine biraz da gösteriş katarak düğün gününü fotoğraflayan kişilerdir. 

    image

    image

    Çiftlere poz verdirerek gerçekleştirdiğimiz dış çekimde arada eğlenceli, esprili kareler çektiğim de oluyor. Kimi zaman aksesuvarla destekliyoruz, kimi zaman gelin-damatla:)

    Başta da belirttiğim gibi benim çektiğim fotoğrafların büyük kısmı Türkiye’de “belgesel” olarak adlandırılan, uluslararası arenada ise “Wedding photojournalism” diye nitelenen türe girmekte. Ama bunun dışında çiftlerim ve ailelerin isteği üzerine geleneksel şekilde poz verdirdiğim kareler, kimi zaman da kurgulanmış artistik çekimler yapıyorum. Böylece herkes mutlu oluyor:)

    Türkiye’de maalesef, belki de düğün masraflarının çok olması sebebiyle çiftlerin fotoğraf konusunda önceliği çekim tarzından ziyade çekim ücreti. Eğer ki gerçek anlamda kısıtlı bir bütçeleri varsa zaten istediği türde, içine sinen bir fotoğrafçı ile çalışma şansları pek olmuyor. Yurtdışında, özellikie Amerika’da bir düğün planlanırken bütçe pastasında en büyük pay düğün fotoğrafına gitmekte. En nihayetinde senin binlerce lira harcarayak aldığın gelinliği, ya da bin bir emekle her bir detayını düşündüğün düğün yemeği ve dekorasyonunu düğün gününden sonra görebileceğin ve gösterebileceğin tek yer düğün fotoğrafları oluyor. Aslına bakarsanız “sadece bir tuşa” basıyor olarak gördüğünüz kişi, düğünden sonra kalacak tek şeyi size sunacak kişi. Eğer bütçeniz elveriyorsa, cebinize dosttan ziyade içinize sinen fotoğrafçı ile çalışmanızı tavsiye ederim.

    image 

    Son olarak güzel haberi bir de buradan paylaşayım; "derya engin photography" olarak Dünya’nın en prestijli düğün fotoğrafçıları birliklerinden biri olan WPJA (wedding Photo Journalist Association)  üyeliğine kabul edildim. An itibariyle Türkiye’den kabul edilen 6. fotoğrafçı oldum ve bu durumdan ötürü epey mutluyum:)

     

  5. Pahalı düğün fotoğrafçıları neden verdiğiniz her kuruşa değer?

    image

    Neye göre pahalı? Kime göre pahalı?

    Ya da şöyle başlamalı: Düğün fotoğrafı çektirmek gerçekten pahalı mıdır?

    En baştan belirtmeliyim: 400 TL’ye tüm gün düğün fotoğrafı çekenler bu yazının konusu değil. Evet bu fiyata çekenler varmış -şaka değil, ilk ağızdan duydum! Ve fakat ortaya çıkan sonuç muhtemelen “Şaka gibi” olacaktır. Hayatlarının en önemli günlerinden birini bu fotoğraflarla hatırlayacak çiftler için üzgünüm. Aslında değilim; sonuçta bu bir seçim meselesi, öyle değil mi? 

    Eğer ki sen tüm hayatın boyunca hatırlamak isteyeceğin bu özel günü 400 lira vererek tuttuğun bir fotoğrafçı(Fotoğrafçı? Dürüst olalım şimdi; Hiç bir profesyonel düğün fotoğrafçısı bu fiyata parmağını dahi kıpırdatmaz. Dolayısıyla bu fiyata bulduğun kişi arkadaşının-pahalı-bir-D-Slr- kamerası olan-kuzeni ya da Zehra-halanın-fotoğrafçılık-kursuna-gitmiş-oğlu değilse bile, muhtemelen düğün fotoğrafçılığına adım atmak isteyen ve henüz profesyonel olmaktan oldukça uzakta olup da bir kaç düğün çekerek deneyim kazanmak isteyen amatör bir fotoğrafçı adayıdır.) tarafından fotoğraflanması riskini göze alabiliyorsan, o zaman sonucun hüsran olmasına çok üzülmemelisin. 

    Önce şuna bir açıklık getirelim: Ben düğün fotoğrafçısına bu kadar ödüyorum da neye ödüyorum? diyenleri şöyle alalım.

    1. Deneyim: Hiç bir eğitim almamış, yeteri kadar düğün fotoğraflamamış, düğünlerde önemli/kritik anları bilmeyen, neyi nasıl fotoğraflayacağı konusuna hakim olmayan bir kişinin düğün gününüzü hayal ettiğiniz gibi fotoğraflamasını beklemeyin. Çoğu yeni düğün fotoğrafçısı fiyatlarını piyasanın altında tutarak düğün fotoğraflamak ve bu şekilde deneyim kazanmak ister. Belki manzara ve çiçek çekiminde çok yetenekli olan bu kişiler aynı perfomansı düğün çekerken gösteremeyebilir. Düğünler çok hızlı ilerleyen, hiç bir anının tekrarı olmayan günlerdir. Dolayısıyla bu yetkinliğe sahip birisiyle çalışmanız sonrasında karşılaşacağınız kötü sürprizleri engeller.

    2. Ekipman: Dijital fotoğrafçılığın gelişmesi ve neredeyse her sınıfa hitap eden Dijital SLR makinaların üretilmesiyle hobi amaçlı/ part-time fotoğrafçlığa merak salan bir çok kişi bulmak mümkün. Fotoğraf makinasıyla gelen kit lenslerle arada güzel kareler yakalamak da zor değil. Profesyonel fotoğrafçıların ekipmanı ise her zaman en iyisidir ve mutlaka 2-3 kamera, 4-5 lens ile çalışır, en önemlisi de bunları NE ZAMAN ve NASIL kullanacağını bilir. Çok basit bir örnek vermek gerekirse, eğer ki araba kullanmayı bilmiyorsan, altında Ferrari de olsa Tofaş Kartal da olsa senin için pek fark etmeyecektir. Sonuç da aşağıdaki gibi olabilir. 

    image

    3. Zaman: Tüm iyi fotoğrafçılar part-time değil, hayatını bu meslekten kazanan full-time çalışanlardır. Dolayısıyla zamanlarını ve enerjilerini işlerini daha iyi yapabilmek adına pratik yaparak, eğitimlere, kurslara, workshoplara katılarak, ekipmanlarını yenileyerek harcarlar. Ayrıca tüm gün bir düğün günü çekimi ortalama 8 saat sürse de bu aslında fotoğrafçının bu düğün için harcadığı zamanın sadece %15’i gibi bir zamana denk gelir ve bence düğün günü çekimi benim için en kolay ve keyifli kısmıdır. Buz dağının görünmeyen kısmında fotoğrafçının zamanını alan şeyler; çift ile mailleşme, telefonlaşma, buluşup tanışma, verdiğin hizmeti yüz yüze anlatma, düğün günü çekimi için mekan seçimi, araştırması, düğün sonrası fotoğrafların hepsinin yedeklenmesi, işlenmesi albüm tasarımı, basımı, postalanması, sosyal medya kullanımı, düğünlerin yayınlanması vs. Özellikle fotoğraf işleme kısmı bir fotoğrafçının zamanın en çok alan şeylerin başında geliyor. Ortalama 8 saat çekim yapılan bir düğünden yaklaşık 1000 kare ile dönen fotoğrafçı önce tüm bu fotoğrafların üzerinden tek tek geçerek fotoğrafların en az 1/3’ünü eler. Bunların arasında tam net olmayan, seri çekim olan, gözün kapalı çıktığı vb. kareler olur. Sonrasında elinde kalan 500-600 fotoğrafın her birinin üzerinden tek tek geçip ışık, renk ayarı, kontrast vs düzenlenmesi vardır. Tek bir fotoğraf üzerinde ortalama 2-5 dk harcandığını varsayarak hesabı siz yapın:) 

    4. Yeterlilik: Bu da deneyimle gelen bir durum. Çoğu “pahalı” düğün fotoğrafçısı düğün günü yaşanabilecek problemlerle nasıl başa çıkacağını bilir ve kriz anlarında çözüm üretir. Kendi deneyimime dayanarak rahatça şunu söyleyebiliyorum beraber çalışacağımız çiftlere: Sizin ilk düğün gününüz ama benim değil:) Her yıl ortalama 30-40 düğün günü geçirdiğimi göz önüne alırsak, olası her probleme karşı bir çözüm önerisiyle gelebilirim. Düğün günü yağmur mu yağdı? Çekimi nereye alalım? Zamanlamada problem mi oldu? 2 saatlik fotoğraf çekimi 1 saate mi indi? Tüm bunlara hazırlıklı olmak yıllarca çekim yapmanın getirdiği bir durum. Bir de elbette ekipmanla ilgili yeterlilik söz konusu. En iyi ekipmanı kullansa da her iyi fotoğrafçının mutlaka 2., bazen 3. kamerası vardır. Birinde bir problem olsa dahi diğeriyle çekimi aksatmadan yürütür. Ben ayrıca 32 GB ya da 64 Gblık 1 hafıza kartı yerine genellikle 8’er GB’lık hafıza kartlarıyla çalışıyorum, olur da biri bozulursa en azından tüm fotoğrafları kaybetmek yerine 8 GB lık bir kısmı kaybolsun diye.(Aman kaybolmasın o ayrı!) Eve döner dönmez de yaptığım ilk iş tüm hafıza kartlarını 3 ayrı harici belleğe aktarmak oluyor. Ayrıca geçmişte yaşadığım kötü bir tecrübe sonucu artık harici hard disklerimden birini ev dışında başka bir yerde tutuyorum ki olası bir yangın, hırsızlık vs. durumunda fotoğraflar kaybolmasın. Bunlar dışında dünya para harcayarak aldığı, evine kurduğu iyi ve hızlı, doğru renk kalibrasyonunu veren bir bilgisayar sistemi, en iyi fotoğraf işleme programları, yedek hard drive vs. sistemi de cabası. 

    4. Kalite: Kimi zaman çiftlerim soruyor. “X fotoğrafçı şu kadar fotoğraf veriyor, sen neden daha az veriyorsun?” diye. Ben de hep aynı cevapla geliyorum: Miktarı mı tercih edersin, kaliteyi mi? Sonuç olarak ben de bir düğünde 2000 kare çekebilirim. Ama inanın bir birinin aynısı ve pek de anlam ifade etmeyen bir yığın fotoğrafınız olmasındansa az ama öz fotoğrafınız olmasını tercih edersiniz. Ayrıca ne kadar az fotoğraf, o kadar özenle seçilmiş ve işlemek için üzerinde zaman harcanmış fotoğraf demek. 

    Sonuç olarak deneyimli fotoğrafçılar verdiğiniz her kuruşu inanın sonuna kadar hak ediyorlar. 

    -Her bir düğün için yaratıcılıklarını ortaya koyup, içinde bulunduğunuz ortama ve çalıştığı çiftin karakterine göre anında kompozisyon oluşturmakta,

    -On binlerce lira vererek oluşturduğu ekipmanını, yıllarca aldığı eğitim ve deneyimle sizin hizmetinize sunmakta, (Eşim sırtımda ekipman çantamla beni her gördüğünde sırtımda ortalama bir araba parası taşıdığımı söyler:))

    -Kriz anlarında başa çıkmanız için önerilerle size yardımcı olur. 

    En nihayetinde on binlerce lira ödeyerek tuttuğunuz düğün mekanı, saatlerinizi harcadığınız tüm güzel düğün detayları, gelinliğiniz, çiçeğiniz, düğün yemeği vb. her şey unutuluyor. Düğün gününüzden sonra sürekli olarak kullanacağınız tek şey “fotoğraflar” oluyor. Hey bir detayına bakmaya doyamadığınız gelinliğe o kadar para verirken, o gelinliği tekrar göreceğiniz tek yerin fotoğraflar olduğunu düşünerek kararınızı verin. 

    Hala düğün fotoğrafının pahalı olduğunu düşünüyorsanız bizim yan komşunun kızı bir makine aldı, onun telefonunu size iletebilirim:)

    Derya Engin

    Düğün Fotoğrafçısı

    image

    image

    image

    image

     

  6. Kaan’ı beklerken…

    Malzemeleri söylüyorum millet, bir yerlere not alınız: 1 adet Canan, 1 adet Emrah, 1 adet doğmayı bekleyen Kaan ve 10 adet farklı renklerde balon.(renkler sizin tercihinize kalmış) Ha bir de bendeniz elbette. 

    İşte size neşe dolu bir çekimin formülü:)

    Bundan 4 sene önce Canan & Emrah’ın düğünlerini fotoğraflarken hiç aklıma gelmezdi yine aynı çiftle, bu kez farklı konsepte sahip bir çalışmaya imza atacağımız:) Çekim mekanımız Maslak civarıydı, Canan ve Emrah’ın o zamanlar çalıştıkları iş yerlerini barındıran semt.   Maslak, bolca iş kulesi ve hmm… evet, sadece bolca iş kulesinden ibaret :) Dolayısıyla “Derya, biz tanıştığımız ve beraber ilk zamanlarımızı geçirdiğimiz yerde fotoğraflanalım istiyoruz.” dediklerinde semtin sahip olduğu doku sebebiyle fikrin üstüne atladım desem yeridir. Gri, sıkıcı metropol görüntüsüne tezat oluştursun diye de çekilen karelere rengarenk balonlar da ekleyelim dedik. Gerçi “Biraz neşeli ve çocuksu bir hava katalım, eee ne de olsa yakında çocuğun kendisi gelecek.” desek de, bu ayrıntıya pek gerek yokmuş zira Canan ve Emrah’ın o günkü pozitifliği kareleri yeteri kadar güzelleştirdi benim gözümde. 

    Sabah kapıp balonları ve kendimizi, soluğu Maslak’ta aldık, canım Cananım, Emrahcım ve şimdilerde cemiyetimize katılan minik Kaan’ın ilk fotoğraf çekimini gerçekleştirmek için. Biz çekerken çok eğlendik, siz de bakarken beğenirsiniz ümidiyle ortaya çıkan görüntüleri ise siz derya engin photography takipçilerinin yorumuna bırakıyorum. Buyrun buradan yakınız ;)

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

     

  7. İrem & Hakan

    Derli toplu bir insanımdır ben. Kendi içimde oluşturduğum düzenden olabildiğince çıkmamaya çalışırım ama bugün bunu bozacağım.

    Geçen seneden beri güncelleyemedim bloğumu. En son buraya yazdığım düğünden bu yana onlarca düğün daha çektim. Bir o kadar güzel insanla, aşık çiftle çalışıp, harika anlar fotoğrafladım. Ve fakat bu tempo o kadar yoğundu ki oturup da her bir düğünü her ne kadar yazmak istesem de buraya tek tek yazamadım bir türlü.

    Ama bugün bir tanesini yazacağım. Kendi kendime söz vermiştim, kronolojik sırayla gideceğim diye ama içlerinde bir tanesi var ki benden biraz torpilli sanırım:)

    İrem liseden en yakın arkadaşlarımdan biri zira:) Lise diyorum ey dostlar! Her ergenin borsa misali an be an değişen hormonlarla baş etmeye çalışırken saçmalama miktarının tavan yaptığı yıllar. Her duygunun nedense gereğinden fazla yaşandığı dönem. Aşıksan en aşık sensin, mutsuzsan muhtelemen dünya başına yıkılmışçasına mutsuzsun! İşte böylesine bir dönemde edinilen arkadaşlıklar mühim, zira o dönem, o kadar saçmalamaya katlanan arkadaşın büyük ihtimalle seni her daim kabullenecektir:)

    İrem’le liseden sonra farklı şehirlerde üniversite kazanma ve sonrasında yine ayrı şehirlerde yaşamaya başlama sebebiyle ortalama 13 yılda hepi topu 4-5 defa görüşmüşüzdür. Ama hani olur ya; kimi dostluklar ne zaman tanır, ne mesafe. Karşılaştığında sanki 1 hafta önce görüşmüşsün gibi kaldığın yerden devam edersin. E tabi bizim kaldığımız yer lise sıraları olunca tekrar görüştüğümüzde ortam ve muhabbetin seviyeyi varın siz düşünün artık:)

    O düğün sabahı İzmir’de otel odasında bendeniz, sevgili gelinim İremciğim ve sevimlilikten ölen makyözümüz Burcu ile hazırlanırken, bizi yaklaşık 2 saattir tanıyan Burcu’dan şöyle bir yorum geldi: “Kızlar siz delisiniz!” Oysa ki biz birbirini bayağıdır görmeyen, gördüğünde de lise zamanına dönen gayet olgun (olgun?!:)) 2 dosttuk sadece:)

    Çok yazdım, biliyorum. Uzun zamandır yazmamış olmanın getirdiği bir birikim olsa gerek. 

    Dolayısıyla devamı görsel olarak aşağıdadır sevgili “derya engin photography” takipçileri. Karşınızda İrem ve Hakan! 

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

    image

     

  8. Esra & Barış düğün

    Esra ve Barış’la düğünlerinden bir kaç ay önce tanıştık. Bir kafede onları beklerken bilgisayarımı açmış fotoğraflarla uğraşıyordum ve bir süre sonra aslında onların da kafede olduğunu ve birbirimizi beklediğimizi farkettik:) Gündüz nikah olacağı için çekimi nikah öncesi yapmayı kararlaştırdık ve gelin Esra’dan “Kuzguncuk’ta çekelim.” “Yürrü be!” dedim içimden, dışımdansa “Tabi ki!” dedim kibarlığı elden bırakmamak adına:) Uzunca bir süredir hali hazırda Kuzguncuk sokaklarında bir çekim yapma fikri mevcuttu bende ve kabul edecek gönüllüleri gökte ararken yerde bulmuştum resmen. Ben çok eğlendim çekerken, bakalım siz beğenecek misiniz?

    image

     

  9. Wedding Photography For Free

    Here comes my message to the couples who are about to marry;

    I have been photographing weddings for more than 5 years and during this time I have experienced many weddings, saw various ways of celebration and joy and fun. Each of them was different and unique but all of them were about the same feeling: Love.

    Now I want to photograph weddings from all around the world, to document different cultural / traditional weddings, showing many various ways of the same feeling: Love.

    If you are about to marry and you want to have professionally documented photographs but don’t want to pay quite high amounts for photography please contact me. I will photograph your wedding and will not charge for my service. All I want you to cover my expenses which are round flights and accommodation. I am fluent in Turkish and English and very beginner in German and Hebrew. I do not have any problem travelling all around the world.

    For further information, feel free to e-mail me: deryaengin82@gmail.com

    More info: https://www.facebook.com/deryaenginphoto

    Go to my website: www.deryaengin.net


     

  10. Zeynep & Önder düğün

    Soğuk ve yağmurlu bir mart sabahı buluşmuştum ilk defa Zeynep ve Önder’le. Ve tanışmamızın ardından 5 dakika geçmeden anlamıştım birlikte çalışırken çok eğleneceğimizi. Hani bazı insanlar vardır, aynı frekansta olduğunu gördüğün an anlarsın ya, işte Zeynep ve Önder’de olan buydu. İlk karşılaşmamızın ardından ikinci karşılaşmamız fotoğraf çekimi esnasındaydı ama biz sanki bayağıdır birbirini görmeyen arkadaşlar gibiydik, “Nerede kaldınız yahu?” diye sitem bile ettim:) Zaten duru bir güzelliğe sahip Zeynep gelinliğiyle arabadan indiğinde önce “Oha! Çok güzel olmuşsun!” dedim, ardından “Tü tüüüü maşşallahh!” diye babanneye bağladım:) Güzeller güzeli Zeynep ve stand-up komedyenine taş çıkaracak Önder zaten dünden fotoğraf çekimine hazırdı ve iddia ediyorum, bir fotoğraf çekiminde bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum! Bir ara “Evet şimdi trene bakın.” dememle Önder’in “Öküzün baktığı gibi mi?” cevabı üzerine tüm ekip gülmekten helak olduk desem yeridir:) Ben susayım fotoğraflar anlatsın biraz da: